Bu yazıyı mutlaka dikkatlice okuyun.Sizde ana arılarınızla ilgili yorum yazın.Kullandığınız anaarılarda aldığınız verimliliği veya verimsizliği belirtin....Sonuç ve değerlendirme bu yorumlarda dikkate alınarak yapılacaktır.Çünkü;Türkiye'de kafkas ana ve arısı iyi korumada ve reklamla revaçda...Bunu hakediyormu?YORUM Yazınız ve değerlendirelim...
10 - 11 yıllık profosyonel arıcılık deneyimim beni zaman zaman düşündürüyor.Şimdiye kadar daha doğrusu bu yıla kadar ana arıların genç olması gerektiği üzerinde durup,yıllık değiştirmenin faydaları üzerinde dururduk.Bilhassa 3 yıldır yakından izlediğim bloklarda sonbahar gelince bir feryad bir ana arı ihtiyacı isteği fırlıyor; bu feryat ve isteğin akıl ve mantıkla ilgisinin olmadığını üzülerek görüyorum.
ASLINDA BU YAZIYI İLERLEYEN GÜNLERDE ÇOK DETAYLI YAZMAK İSTİYORUM.Hemde örneklerle...Ama biraz ses gelsin istiyorum,bloklarda tepkiler doğsun...Arıcılığın temeli olan Ana arı ve kalitesine ne kadar değer verildiğini,devletin Ana arı üreten işletmeleri nasıl denetlediğini,Arıcıların sonbaharda neden ana arı aradıklarını....Detaylarıyla cevaplamak için...
Kafkas Ana arısı....Ben Akdenizde kafkasın fiyaskosunu görüyorum.Bana diyeceklerki''Akdenizde kafkas olmaz,o iklime ayak uydurmaz,v.s...bir çok söz...Arıcı dostlar,Ben Akdenizde yazları rakım 1400m civarı olan bir yaylaya gidiyorum arılarımla....Eylülün 15 inde iniyorum sahile.Kovanlar çoğu çift katlı iniyoruz.(Kafkas Ana arılı,melez kovanlar...)Sayısı bunların 35 civarında.75 tanede İtalyan melezi ana arılı kovanlarım var.Dikkat edin.Hava sıcaklığı gündüz 25 gecede 12-13 hala.Arılarda yeterince yumurta var.Ama kafkaslar yumurtayı keseli 1 ay oldu.En güçlü kafkas arım 5 çıtaya kadar indi.Çoğuda 3 çıta civarı...3-4 tanede söndü.Diyeceğim Şu;Kafkas sonbaharda yumurtayı ani kesip kovanın zayıflamasını sağlıyor.Bu benim 3-4 yıllık gözlemim.İlkbahardada nisanda birden fırlıyor.Takviye destek alırsa.
Elimizde Kıbrıs arısı denilen biraz vahşi gri çizgili yerli arılarımız var. 4-5 kovan kadar...12 ay yumurtadalar...Kovanda 9 çıta hala dolu...Bu arının bal verimi düşük.Yavru isteği yüksek.Izgara koyulursa temmuzda bile kuluçkalıkda yumurta atacak yer kalmadımı oğula yöneliyor...Bu arının problemide bu.
Muğla cinsi arılarımızda var tabiki...Genelde üreme ve çoğalma isteği iyi...Ama sadece çam balında karşılığını verebilen bir ırk...
Karniyol....Elimizde şu an 2 tane var.Ali TÜRK Arkadaşımızdan Allah razı olsun o gönderdi.Ramazan Bayramının önünde arılığımıza katıldılar.3 er çıta iki arıya verdik.Şu an 6 şar çıtalık arı halindelerHalada iyi yumurta atıyorlar.
Bizim analı arılarda pozisyon böyle.Kafkaslar Türkiyenin arısı olarak lanse edilselerde,ancak adı verilen bölgenin arısı bence...Akdenizde,içanadoluda kafkas arıdan memnun arıcı pek görmedim.Yapılacak operasyon belli...Bizim arılık için...21 martdan sonra arılıkda kafkas ana kalmayacak.Tabiki ömrümüz olup da nasip olursa,...
Eylülde ana arı arayan arıcılar;Eylül ana arı aranacak ay değil...Arıcı ihtiyacı olan ana arıyı mayıs ayında almalı veya üretmeli...Çünkü;En kaliteli ana arılar mayıs ve haziranda yetişiyor.
Bu yazının devamını daha sonra tekrar yazacağız.Gözlemleride ekleyerek...
.../....
ALBAYRAK 07-İBRAHİM ALBAYRAK SERTİFİKALI ANA ARI ÜRETİCİSİ
brahim.albayrak@gmail.com
albayramailto:albayrak_ugurari@hotmail.com
Tlf:0532 414 95 53(Turkcell)
albayramailto:albayrak_ugurari@hotmail.com
Tlf:0532 414 95 53(Turkcell)
0 545 513 22 16(Turkcell)
15 NİSAN 2010 TARİHİNE KADAR ANA ARI ÜRETİM VE SATIŞIMIZ YOKTUR.ANA ARI ÜRETME FAALİYETİMİZ 15 MART CİVARI BAŞLAMAKTADIR.İLGİLENENLERE DUYURULUR.
17 Kasım 2009 Salı
ANA ARI CİNSLERİ VE AKDENİZE TEPKİMESİ...(BU YAZIYI OKUYUP LÜTFEN YORUM YAZIN.YORUMLARA GÖRE SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ YAPMAK İSTİYORUM.)
30 Eylül 2009 Çarşamba
PÜREĞENDE DAVET VAR
Bugün arıların etrafında gezintide ve gözlemdeydim.Önce arıların suluklarını doldurdum.Etrafında püreğenlerden resimler aldım.Güzel açmıştı püreğen çiçekleri...
Bu eşek arısıda şaşırmış galiba...Önce resimledim.Sonra kafasına odun vurdum...
Püreğen çiçekleri yarışırcasına açıyor...Böyle bir görüntüyü arıcılığa başladığım 1998 yılından beri ilk kez görüyorum...

Püreğen böyle açınca arılarda böyle güzelliği kaçırmak istemez herhalde...Onlarda önlerinin kış olduğunun bilincinde...Ondan dolayı hem polen hemde nektar kaynağı olan püreğenleri iyi değerlendiriyor.
Bu eşek arısıda şaşırmış galiba...Önce resimledim.Sonra kafasına odun vurdum...
Püreğen çiçekleri yarışırcasına açıyor...Böyle bir görüntüyü arıcılığa başladığım 1998 yılından beri ilk kez görüyorum...
Püreğen böyle açınca arılarda böyle güzelliği kaçırmak istemez herhalde...Onlarda önlerinin kış olduğunun bilincinde...Ondan dolayı hem polen hemde nektar kaynağı olan püreğenleri iyi değerlendiriyor.
15 Eylül 2009 Salı
Kadir Gecesi Mesajı
Değerli arıcı Dostlarım engüzel mesajı bilirsinizki Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlayacaktır bu kutsal gecemiz için.Bende herkesin bu site aklına gelmez düşüncesiyle sizlere Sayın Prof.Dr.Ali BARDAKOĞLU'nun yazısını sunuyorum.
Kadir Gecesi Mesajı
Tarih: 14.09.2009 Manevî arınma ve yücelme, paylaşarak zenginleşme mevsimi olan mübarek Ramazan ayının son günlerini idrak ederken, 15 Eylül Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece Kadir Gecesine ulaşmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşacağız. Yüce Kitabımız’da “bin aydan daha hayırlı” (Kadr, 97/1-5) olduğu bildirilen Kadir gecesi, insanlık için kurtuluş reçetesi olan Kur’an’ın indirilmeye başlandığı, esenliğin bütün dünyayı kuşattığı, dua ve tevbelerin kabul edildiği bir kutlu gecedir.
Kadir gecesini diğer bütün zaman dilimlerinden üstün kılan özellik, bütün insanlık için hidayet rehberi olan Yüce Kitabımız Kur’anı Kerim’in bu gecede indirilmeye başlanmış olmasıdır.
Varlık ve varoluş bilgisinin ders kitabı, bütün kâinatın özeti ve Yüce Yaratan’ın bizlere uzattığı kurtuluş halkası olan Kur’an’la değer kazanan bu gecenin kıymetinin bilinmesi, ancak Kur’an’a gönülden yönelmek ve onun insanlığa sunmuş olduğu eşsiz mesajını okumak, anlamak ve yaşamakla mümkün olacaktır. Zira Kur’an anlaşılmak, fert ve toplum hayatına rehber olmak için gönderilmiştir. Okumuş olduğumuz Kur’an’ı anlayarak hayatımıza yansıttığımızda Kur’an o zaman bizlere şifa ve rahmet olacaktır. Çünkü Kur’an sadece bilgi kaynağı değil, aynı zamanda tüm insanlığa bir fırsat olarak sunulan yol haritasıdır.
Fâtiha’dan başlayıp, Nâs suresiyle tamamlanan bu hayat rehberimiz bizi şirkten, zulümden ve her türlü nefsani sapmalardan sakındırmakta, Allah’a şeksiz iman ve tam bir teslimiyetin yolunu göstermekte, kutlu Nebilerin hayatından kıssalarla bugünümüze ölümsüz örnekler taşımaktadır. Ölümü ve ahireti sıkça hatırlatarak, hesabını verebileceğimiz bir hayatı yaşamanın uyarısını yapmaktadır. O, bizlere bir yandan namaz, oruç, zekât, hac ve dua gibi ibadetlerle Rabbimize yaklaşmanın; diğer yandan sabır, doğruluk, yardımlaşma, af, adalet ve merhamet gibi ahlaki erdemlerle donanarak örnek bir fert ve toplum olmanın bilincini aşılamaktadır. Onun insanlığın ufkunda yanan ışığı, her dönemde insanlığı aydınlatmaya devam edecek, taşımış olduğu değerler, getirmiş olduğu evrensel ilkeler her zaman taze ve yeni kalacak, yaptığı çağrı kıyamete kadar sürecektir. Kur’an bu üstün özelliklerine bizzat kendisi tanıklık etmekte ve tüm insanlığa şöyle seslenmektedir: “Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifa ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi..” (Yunus, 10/57)
Mükâfatların sınırsız olarak verildiği Kadir gecesi, kendimize dönerek gaflet içinde geçirmiş olduğumuz günlerimizi sorgulama, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tövbe etme ve af dileme, bir daha yapmama kararlılığımızı Yüce Yaratıcımızın sonsuz rahmet ve mağfiretini umarak yineleme, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklaması için bu yolda yeni adımlar atma zamanıdır.
Bize manevi derinliğinde arınma ve bağışlanma fırsatı sunan bu mübarek gün ve geceler, yaşantımızda kalıcı değişiklikler meydana getirmediği müddetçe tam anlamıyla idrak edilmiş sayılamaz. Bu sebeple ibadetlerimizde ve ahlaki yaşantımızda istikrar ve istikametin önemli bir husus olduğunu bilmeli, her ayı Ramazan ve her gün ve geceyi Kadir Gecesi gibi yaşamaya gayret etmeli, dargınlık, kırgınlık, kin ve nefretin yerine; sevgiyi, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hâkim kılmalı, yetimlerin, kimsesizlerin, fakir ve muhtaçların yüzünü güldürmeli, onlara yardım elimizi uzatmalıyız.
Bu duygu ve düşüncelerle vatandaşlarımızın, soydaş ve dindaşlarımızın Kadir Gecesini tebrik ediyor, Yüce Mevlâmız’dan, tuttuğumuz oruçları ve yaptığımız tüm ibadetlerimizi kabul etmesini, bu gecede yapılan dua ve yakarışların, İslam âleminin birlik, dirlik ve beraberliğine, toplumsal birlikteliğimizin güçlenmesine, insanlığın barış, huzur ve saadetine vesile olmasını niyaz ediyorum.
Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU Diyanet İşleri Başkanı
Kadir Gecesi Mesajı
Tarih: 14.09.2009 Manevî arınma ve yücelme, paylaşarak zenginleşme mevsimi olan mübarek Ramazan ayının son günlerini idrak ederken, 15 Eylül Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece Kadir Gecesine ulaşmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşacağız. Yüce Kitabımız’da “bin aydan daha hayırlı” (Kadr, 97/1-5) olduğu bildirilen Kadir gecesi, insanlık için kurtuluş reçetesi olan Kur’an’ın indirilmeye başlandığı, esenliğin bütün dünyayı kuşattığı, dua ve tevbelerin kabul edildiği bir kutlu gecedir.
Kadir gecesini diğer bütün zaman dilimlerinden üstün kılan özellik, bütün insanlık için hidayet rehberi olan Yüce Kitabımız Kur’anı Kerim’in bu gecede indirilmeye başlanmış olmasıdır.
Varlık ve varoluş bilgisinin ders kitabı, bütün kâinatın özeti ve Yüce Yaratan’ın bizlere uzattığı kurtuluş halkası olan Kur’an’la değer kazanan bu gecenin kıymetinin bilinmesi, ancak Kur’an’a gönülden yönelmek ve onun insanlığa sunmuş olduğu eşsiz mesajını okumak, anlamak ve yaşamakla mümkün olacaktır. Zira Kur’an anlaşılmak, fert ve toplum hayatına rehber olmak için gönderilmiştir. Okumuş olduğumuz Kur’an’ı anlayarak hayatımıza yansıttığımızda Kur’an o zaman bizlere şifa ve rahmet olacaktır. Çünkü Kur’an sadece bilgi kaynağı değil, aynı zamanda tüm insanlığa bir fırsat olarak sunulan yol haritasıdır.
Fâtiha’dan başlayıp, Nâs suresiyle tamamlanan bu hayat rehberimiz bizi şirkten, zulümden ve her türlü nefsani sapmalardan sakındırmakta, Allah’a şeksiz iman ve tam bir teslimiyetin yolunu göstermekte, kutlu Nebilerin hayatından kıssalarla bugünümüze ölümsüz örnekler taşımaktadır. Ölümü ve ahireti sıkça hatırlatarak, hesabını verebileceğimiz bir hayatı yaşamanın uyarısını yapmaktadır. O, bizlere bir yandan namaz, oruç, zekât, hac ve dua gibi ibadetlerle Rabbimize yaklaşmanın; diğer yandan sabır, doğruluk, yardımlaşma, af, adalet ve merhamet gibi ahlaki erdemlerle donanarak örnek bir fert ve toplum olmanın bilincini aşılamaktadır. Onun insanlığın ufkunda yanan ışığı, her dönemde insanlığı aydınlatmaya devam edecek, taşımış olduğu değerler, getirmiş olduğu evrensel ilkeler her zaman taze ve yeni kalacak, yaptığı çağrı kıyamete kadar sürecektir. Kur’an bu üstün özelliklerine bizzat kendisi tanıklık etmekte ve tüm insanlığa şöyle seslenmektedir: “Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifa ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi..” (Yunus, 10/57)
Mükâfatların sınırsız olarak verildiği Kadir gecesi, kendimize dönerek gaflet içinde geçirmiş olduğumuz günlerimizi sorgulama, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tövbe etme ve af dileme, bir daha yapmama kararlılığımızı Yüce Yaratıcımızın sonsuz rahmet ve mağfiretini umarak yineleme, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklaması için bu yolda yeni adımlar atma zamanıdır.
Bize manevi derinliğinde arınma ve bağışlanma fırsatı sunan bu mübarek gün ve geceler, yaşantımızda kalıcı değişiklikler meydana getirmediği müddetçe tam anlamıyla idrak edilmiş sayılamaz. Bu sebeple ibadetlerimizde ve ahlaki yaşantımızda istikrar ve istikametin önemli bir husus olduğunu bilmeli, her ayı Ramazan ve her gün ve geceyi Kadir Gecesi gibi yaşamaya gayret etmeli, dargınlık, kırgınlık, kin ve nefretin yerine; sevgiyi, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hâkim kılmalı, yetimlerin, kimsesizlerin, fakir ve muhtaçların yüzünü güldürmeli, onlara yardım elimizi uzatmalıyız.
Bu duygu ve düşüncelerle vatandaşlarımızın, soydaş ve dindaşlarımızın Kadir Gecesini tebrik ediyor, Yüce Mevlâmız’dan, tuttuğumuz oruçları ve yaptığımız tüm ibadetlerimizi kabul etmesini, bu gecede yapılan dua ve yakarışların, İslam âleminin birlik, dirlik ve beraberliğine, toplumsal birlikteliğimizin güçlenmesine, insanlığın barış, huzur ve saadetine vesile olmasını niyaz ediyorum.
Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU Diyanet İşleri Başkanı
29 Ağustos 2009 Cumartesi
Kireç hastalığı
Bu hastalık arıların larva döneminde görülen,larvanın önce siyahımsı sonra beyazlaşarak kovan önüne atılması halidir.Larva kireç halini alır.kurur.Beyazlaşır.Kireci andırdığından bu adla anılır.
Bu hastalığın en çok görüldüğü yerler deniz kıyısı ılıman ve nemli bölgelerdir.Zaten hastalık kovandaki nemin ve karbondioksidin atılamaması kovanın yeterince havalanmaması sonucu ortaya çıkar.Hastalık aslında bir tür Ascosphaera apis adı verilen fungus türü mantar hastalığıdır.Bu hastalığa yanlış ve zamansız beslemede sebeb olabilir.Geç güz ve erken ilkbahar beslemelerinde kovan ağzı arılarca daraltığı için kovan yeterince hava akımı yapamaz.Kovan içi karbondioksit ve nemişnin artmasından dolayıda bu hastalık ortaya çıkar.Çözümü ve tedavisi güçlü kovanlar ve kovanların havalandırılmasıdır.Ben kovan tabanlarına ve kovanın yan taraflarına şarjlı makkapla sandık çivisi kalınlığında delikler açıyorum.Bu kovanların havalanmasını sağlıyor.Ayrıca kovan nakilleri sırasındada kovanların havalanmasını ve arıların boğulmasını engelliyor.Her arıcı arılığında kullanacak araçlara bir şarjlı makkap eklemeli...
Değerli arıcı dostlar arılığınızda güçlü hastalıklara karşı dirençli bölgenize uyumlu ırklarla çalışmanız en doğru kural.Ama bu konuda bizim önümüzü açacak kurum ve kuruluşlar ülkemizde yok denecek kadar az...Şu bloklar sayesinde bilgi alışverişiyle yanlışlarımızı düzelterek MSN de konuşarak ülkemiz arıcılığının gelişmesine yardımcı oluyoruz.ORMAN BAKANLIĞIDA ülkenin değişik bölgelerinde arıların faydalanabileceği iklimlere uygun Akasya,ıhlamur,Deli kestane ve buna benzer bitki örtüsünü dikerek geliştirse ülkemiz arıcılığı nektar sıkıntısı çekmez arıcılık çok karlı hale gelir,işsiz kırsal alan gençlerine ve çiftçilerine bir iş imkanıda yaratılmış olur.Hayırlısı olsun diyerek yazımıza son veriyoruz.
Kalın sağlıcakla
Bu hastalığın en çok görüldüğü yerler deniz kıyısı ılıman ve nemli bölgelerdir.Zaten hastalık kovandaki nemin ve karbondioksidin atılamaması kovanın yeterince havalanmaması sonucu ortaya çıkar.Hastalık aslında bir tür Ascosphaera apis adı verilen fungus türü mantar hastalığıdır.Bu hastalığa yanlış ve zamansız beslemede sebeb olabilir.Geç güz ve erken ilkbahar beslemelerinde kovan ağzı arılarca daraltığı için kovan yeterince hava akımı yapamaz.Kovan içi karbondioksit ve nemişnin artmasından dolayıda bu hastalık ortaya çıkar.Çözümü ve tedavisi güçlü kovanlar ve kovanların havalandırılmasıdır.Ben kovan tabanlarına ve kovanın yan taraflarına şarjlı makkapla sandık çivisi kalınlığında delikler açıyorum.Bu kovanların havalanmasını sağlıyor.Ayrıca kovan nakilleri sırasındada kovanların havalanmasını ve arıların boğulmasını engelliyor.Her arıcı arılığında kullanacak araçlara bir şarjlı makkap eklemeli...
Değerli arıcı dostlar arılığınızda güçlü hastalıklara karşı dirençli bölgenize uyumlu ırklarla çalışmanız en doğru kural.Ama bu konuda bizim önümüzü açacak kurum ve kuruluşlar ülkemizde yok denecek kadar az...Şu bloklar sayesinde bilgi alışverişiyle yanlışlarımızı düzelterek MSN de konuşarak ülkemiz arıcılığının gelişmesine yardımcı oluyoruz.ORMAN BAKANLIĞIDA ülkenin değişik bölgelerinde arıların faydalanabileceği iklimlere uygun Akasya,ıhlamur,Deli kestane ve buna benzer bitki örtüsünü dikerek geliştirse ülkemiz arıcılığı nektar sıkıntısı çekmez arıcılık çok karlı hale gelir,işsiz kırsal alan gençlerine ve çiftçilerine bir iş imkanıda yaratılmış olur.Hayırlısı olsun diyerek yazımıza son veriyoruz.
Kalın sağlıcakla
25 Ağustos 2009 Salı
YAVRU ÇÜRÜĞÜNÜN SEBEBLERİ
Yavru çürüğü,Kapalı yani pupa halinde değişime girerek arıya dönüşen kurtcuğun ölerek kovan içinde koloninin çökmesine sebeb olan bir hastalıktır.Genel olarak hastalığa bir tür virüsün sebeb olduğu gerçektir.Virüs kovana değişik sebeblerle bulaşırsa kovan içinde kolayca arı sütü ile beslenir.Kapalı pupa haline gelince sayısı çoğalan virüs hem arı sütünün bozulmasına hemde zehirleyerek pupa halinde bulunan kapalı yavrunun ölümüne sebeb olur.Bu kapalı yavruların tümünün ölümüne sebeb olur.Ölen yavrular kovan içinde ağır bir kokuya sebeb olur.Zaten iyi bir arıcı bu kokuyu kolay alır.Çünkü;Rahatsız edicidir.Gelelim Çözümüne; Henüz tam bir tedavi yöntemi ve ilacı yoktur.Yapılacak iş kolaydır.Hemen arılığın yan veya arka tarafına ateş yakılır.Kovandan tüm petekler mevcut arısı çırpılarak alınır.Yanan ateşde bu petekler yakılır.Bu şekilde virüslerin arılıkda yayılması engellenir.Kovanın yerine iyice yakılarak veya sodalı su ile dezenfekte edilmiş başka bir kovan konur.Başka kovanlardan 2-3 tane tam kapalı yavrulu ve ballı petek konur.Hastalık oluşan kovanın arısı eski kovanın önüne konan bir çuvalın üstüne çırpılır.Arılar yeni kovana girerken hastalık oluşan kovanın içi gazete kağıdı veya ağaç kırıntıları ile yakılır.Böylece bu kovandan virüs buluşması önlenir.Çırpılan kovan dan çuval üstüne çırpılan arılar girince bu çuval da ateşde yakılır.Bu hastalık bulaşan kovan kendimiz tarafından işaretlenir.sıkça kontrol edilir. Bir ay süre içinde yeni kovandada hastalık ortaya çıkmazsa temizlik yapılmış demektir.
Bu hastalık bilinen arı hastalıkları içinde en tehlikeli olanıdır.BU BAKIMDAN ARICILAR HER ZAMAN BU HASTALIĞA KARŞI DİKKATLİ OLMAK ZORUNDADIR.Tüm arıcılara kolay gelsin.Hayati İNAL
Bu hastalık bilinen arı hastalıkları içinde en tehlikeli olanıdır.BU BAKIMDAN ARICILAR HER ZAMAN BU HASTALIĞA KARŞI DİKKATLİ OLMAK ZORUNDADIR.Tüm arıcılara kolay gelsin.Hayati İNAL
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

